Kos

Türkler tarafından en yoğun ziyaret edilen adalardan birisi Kos… Sanıyorum bunun nedeni ekonomik ve coğrafi, zira Kos ve Bodrum gibi iki turizm merkezini yaklaşık bir saatlik bir deniz yolculuğu birbirinden ayırıyor. Dolayısıyla özellikle her iki taraftaki yabancı turistler için düzenlenen günübirlik turlar ile bağlantıların sayısı çok ve bilet ücretleri diğer hatlara göre nispeten ucuz.

Kos’a yaklaşırken ilk olarak yat limanının girişinde bulunan kaleyi görüyorsunuz. Kalenin hemen yanında, yat limanın ağzında gümrük binası bulunuyor. Bodrum’dan geçen teknelerin hepsi buraya yanaşıyor ve so yıllarda birazcık tadilat gören gümrük binasından geçtikten sonra buraya geliş amacınıza göre sağa (kara) ve sola (deniz tarafına) yönleniyorsunuz. Eğer Kos’a geliş amacınız kalmak veya günübirlik bir gezi ise kalenin surlarının yanından şehir merkezine doğru 10 dakikalık bir yürüyüş sizi bekliyor. Eğer ki başka adalara gitmek üzere Kos’u Yunanistan’a giriş noktası olarak kullanıyorsanız, gümrük binasının hemen sol tarafındaki rıhtıma Dodekanisos Seaways deniz otobüsleri ve diğer büyük gemiler yanaşıyorlar.

Kalenin surlarının hemen yanından yat limanının rıhtımından şehir merkezine doğru yürüyoruz. Bu liman daha çok balıkçı ve günlük gezi tekneleri tarafından kullanılmakla beraber zaman zaman süperyatları da konuk ediyor. Eğer ki kendi yelkenliniz ile yolculuk yapıyorsanız buranın 2-3 km doğusunda bulunan marinayı kullanabilirsiniz.

Kos şehrinin merkezi yat limanını çevreleyen caddenin arkasında bulunuyor. Bu cadde tek yönlü araç trafiğine açık ve kenarda bulunan bisiklet yolunu Hollandalı turistler kendilerine tanınan bir imtiyaz olarak kabul ettikleri için dikkatli olmakta fayda var…. Yine bu caddeden geçen mavi ve yeşil trenler (gürültü çıkartan traktör gibi bir aracın çektiği lastik tekerli vagonlardan oluşuyor) ile yaklaşık yarım saat süren şehir merkezi turları yapmak mümkün. Trenlerden birinin indirme bindirme noktası bu cadde üzerinde, diğer trenin durağı ise bir kaç yüz metre geride deniz kenarında.

Motorlu araçların giremediği daracık sokakların bulunduğu şehir merkezinde bir çok lokanta, büfe, café, bar gibi yerlerin yanında hatıralık eşya alabileceğiniz bir çok dükkan mevcut. Yine buradan arkeolojik siteler  ve sonraki devirlerden kalma bazı mimarı yapılara kısa yürüyüşler ile ulaşmak mümkün. Ayrıca adadaki farklı yerleşim birimlerine belediye otobüsü ile ulaşmayı planladıysanız otobüs terminalinin de burada olduğunu belirtmekte fayda var. Eski şehrin hemen arkasındaki düzenli sokaklarda kendimizi yeni şehirde buluyoruz. Buralarda daha çok yerel halkın ihtiyaçlarına yönelik dükkanlar bulunuyor.  

Eğer ki Kos şehir merkezinde konaklamayı düşünüyorsanız yat limanının her iki tarafında deniz kenarındaki mahallelerde bir çok otel ve pansiyon gibi yerler mevcut. Kıyıda durup (yüzünüzü Türkiye’ye verdiğinizde) yat limanının sağ tarafında daha çok 3-4 yıldızlı otellerin bulunduğu Vasileos Georgiou caddesi ve arka sokaklarına yürüyerek yaklaşık 10-15 dakikada ulaşmak mümkün. Burada biz bir kaç kez Triton Otel’de konakladık ve memnun kaldık. Ancak bu mahallede bulunan bir çok lokanta ve eğlence mekanı nedeni ile gece biraz gürültü olduğunu belirtmeliyim. Caddenin deniz tarafı halk plajı olup herhangi bir organize tesis bulunmuyor. Eğer ki limanın diğer tarafını konaklamak için seçerseniz Kosta Palace, Astron Otel gibi nispeten daha büyük otelleri geçince bir çok pansiyonun bulunduğu bir semte varıyorsunuz. Burada Averof Caddesi üzerinde bir çok restaurant buluyor ve bunların bir kısmı plajdaki tesisleri işletiyorlar. Burası şezlongların birer karış ile dizildiği balık istifi gibi bir plaj. Şehre yakınlığı, kum ve tesis bolluğu nedeni ile özellikle denize de girmek isteyen günübirlikçiler için uygun olduğunu düşünüyorum.

Gezilecek, görülecek yerler:

St. John Şövalyelerinin Kalesi: Liman girişinde bizi karşılayan 14. yüzyılda inşa edilmiş kale aslında önceki zamanlarda bir ada üzerinde bulunuyormuş ancak sonradan kara ile bağlanmış. Bugün de kale kapısının önünde adayı şehre bağlayan taş köprü duruyor (altından ana cadde geçiyor). Kanımca kalede görülecek önemli bir şey bulunmuyor.

Şövalyeler zamanında inşa edilen Vali’nin rezidansı. Kalenin hemen arkasında deniz kenarında bulunan bu bina Kos’ta bu dönemden kalan sanıyorum tek bina.

Arkeolojik Siteler: Şehir merkezinde Agora ve Hamamlar kısımlarından oluşan arkeolojik alanlar ve şehir meydanında bulunan Arkeoloji müzesi ilginizi çekebilir. Bunların yanında şehrin bir kaç kilometre dışında Asklepion antik şehrini ziyaret etmek mümkün.

Hippokrat’ın Ağacı: Kale kapısından çıkıp köprünün üzerinden geçince karşınıza çıkan bu büyük ağacın altında Hippokrat’ın öğrencilerine ders verdiği anlatılır. Ancak ağacın yaşının 800 civarında olması ve Hippokrat’ın bundan 2400 yıl önce yaşadığını düşünürsek, herhalde şimdiki ağaç orijinal ağacın dallarından ve sürgünlerinden gelişmiş olsa gerek. Hemen ağacın arkasında ise Osmanlı döneminden kalan Gazi Hasan Paşa Camii bulunmaktadır.

Elefterias (Özgürlük) Meydanı: Şehir merkezinde bulunan bu meydan çevresinde Defterdar Camii, baharatlar vb. satılan hal binası ve Aya Paraskevi kilisesi bulunmaktadır. 

Zia Tepesi: Şehrin 8-10 km batısında, arkadaki dağlarda kurulmuş şirin bir köy Zia. Buraya kiraladığınız araç ile ana yolu Zipari kasabasına kadar takip edip, sonra dağa doğru çıkarak ulaşabilirsiniz. Bunun yanında Belediye otobüsü ile de ulaşmak mümkün ancak saatleri çok uygun değil. Zia’ya çıktığınızda Pserimos, Kalimnos, Leros adalarına ve Bodrum yarımadasına hakim muhteşem bir manzara ile karşılaşacaksınız. Özellikle gün batımında buranın manzarasına doyum olmuyor… Zia’da ayrıca bir çok hediyelik hatıralık eşya satan dükkanın yanı sıra bir dizi manzaraya hakim taverna bulunuyor. Buradaki tavernalarda daha çok geleneksel yemekler (güveçler, musakka, vb.) sunuluyor.

Zia Günbatımı

Plajlar:

Şehir içinde denize girilebildiği gibi şehir dışında da bir çok seçeneğiniz mevcut. Adanın kuzey sahilinde sırasıyla Tigkaki, Marmari, Mastichari köylerinde uzun uzun kumsallar var. Bu kumsalların çoğunda ticari tesisler bulunuyor ve şezlong- şemsiye kiralanabiliyor. Adanın kuzey sahili ancak kuzey Ege’den gelen rüzgara açık ve bazen deniz dalgalı olabiliyor. Bu köylere araç kiralayarak veya belediye otobüsleri ile ulaşmak mümkün…

Eğer ki Kos şehir merkezinden biraz daha uzaklaşmayı göze alıyorsanız  45 dakika -1 saat kadar süren bir araba yolculuğu ile ulaşabileceğiniz güney sahilindeki plajlara gidebilirsiniz. Yol çok karmaşık değil, zira Kos Adası’nın bir uçtan diğerine bağlayan bir ana karayolu var. Bu yola çıkarak önce havaalanı sonra Kefalos‘a doğru gitmek gerekiyor. Burada Paradise Beach ince kumu ve berrak suları ile öne çıkıyor. Paradise Beach ve yanındaki diğer plajlarda (Camel Beach vb.) son yıllarda tavernalar hizmet vermeye başladılar ve burası mahrumiyet bölgesi olmaktan çıktı.

Kos’taki yemek ritüellerimiz…

Kos’ta bir çok lokanta var şüphesiz… Bizim bunca yıldır hiç atlamadığımız, hatta buraya uğrayabilmek adına başka adalardan dönüş yolculuğunda  Kos’ta fazladan bir gece kalarak her seferinde uğradığımız bir balık lokantamız var: Nick the Fisherman. Averof Caddesindeki bu küçük lokantanın sahibi Larry bizzat her daim işinin başında müşterileri ile ilgileniyor. Burada benim özellikle yemenizi tavsiye ettiğim peynir dolgulu kızarmış kalamar, beyaz soslu karides saganaki, kılıç fileto.

Kos’ta diğer vazgeçilmez kabul ettiğimiz yer ise To Special – Stavros Arvanitakis Pastanesi. Bu işletmenin şehir merkezinde ve Vasileos Georgiou Caddesinin başında dükkanları var. Türlü şekerlemelerin ve tatlıların yanında yoğurtlu dondurmalarını denemenizi önemle tavsiye ederim.