Aegina

Pire Limanı’nın (Pire, Atina’nın limanı ve Yunanistan’nın 3. büyük şehri) yaklaşık 10 mil açıklarında bulunan Aegina, Saronik Körfezi’ndeki – Pire’nin banliyösü olarak tanımlayabileceğimiz Salomina’yı saymazsak – en büyük ve önemli ada. Burası antik Yunan tarihinin en önemli yerleşkelerinden birisi ve tarihi 4000 yıl öncesine kadar gidiyor. Verimli topraklara sahip bir ada olması ve deniz yollarının üzerinde bulunması nedeni ile Aegina tarihi boyunca bir çok kez savaşlara maruz kalmış ve el değiştirmiş.

Aegina, nispeten büyük ve yeşil bir ada. Adanın daha çok kuzey ve doğusundaki çam oranlarının yanı sıra, Aegina’nın fıstık (antep fıstığı, pistacchio) ağaçlarını bir çok yerde, özellikle Mesagro ve Aegina şehrinin arkasında kalan yamaçlarda gördük.

 

Aegina’ya Pire’den deniz otobüsü veya feribot ile ulaşmak mümkün. Pire’den Hellenic Seaways ve Aegean Flying Dolphins (hydrofoil) şirketleri sefer düzenliyorlar. Hydrofoil ile sefer 40 dk kadar sürüyor, eğer feribotu tercih ederseniz yolculuk 1 saat 10 dk kadar alıyor. Hydrofoil daha pahalı (yaklaşık 13 €), feribot ile bu 10 €, hatta yoğun olmayan saatlerde 7 €’ya kadar da düşüyor. Söz konusu seferler Aegina’nın ana limanı olan Aegina’ya yapılıyor. Bunun yanında sırası ile adanın kuzeyindeki küçük bir liman olan Souvala ve sonrasında doğusundaki Agia Marina’ya bir vapur ile sefer düzenleniyor Pire Limanı’ndan.

Aegina, tipik Akdeniz vejetasyonuna sahip, verimli toprakları olan, çamlık ve makiliği bol bir ada. Öyle ki, zaman zaman yunanca bir tabela ile karşılaşmasanız kendinizi Türkiye’nin Ege sahillerinde bir köyde zannetmeniz mümkün. Ayrıca adaya özgü bir mimari yapılaşma olmadığından- ki zihnimize kazınmış, yunan adası resimlerinden hatırladığımız evler burada yok – kendinizi pek de bir yunan adasında gibi hissetmiyorsunuz. Aegina’ da maalesef Atina’ya yakınlığından dolayı ciddi bir “yazlıkçı” yapılaşması söz konusu. Bunun yanında turizm daha çok adanın doğusundaki Agia Marina’da gelişmiş, adadaki otellerin çoğu bu bölgede bulunuyor.

Aegina (Ana liman)

Aegina adaya ayak bastığınız liman. Burada iskelenin yanındaki  yat limanı ve balıkçı barınağının etrafında kasaba gelişmiş. Kıyıda bir çok lokanta ve café bulmak mümkün. Ancak çok da özelliği olmayan Aegina bizi heyecanlandırmaya yetmiyor.

Perdika

Perdika, Aegina’nın yaklaşık 10 km güneyinde bir balıkçı köyü. Buraya araba ile yaklaşık 15 dakikada ulaşmak mümkün. Yolda 2 yerde kumluk plaj var, ancak deniz biraz yosunlu.

Perdika’dan bir 10 dakika kadar daha güneye devam ettiğinizde 2 güzel plaj var. Birinci plaja inen yolu bulamadık, ancak tepeden çok güzel görünüyordu, ancak ikinci plaj, Klima Beach için yolu sonuna kadar takip etmeniz gerekiyor.
Burada bir büfe plajdaki misafirlere hizmet veriyor….

Perdika’nın karşısına düşen Moni Adası’na Perdika balıkçı barınağından yarım saatte bir kalkan motorlar ile ulaşmak mümkün. Yemyeşil çam ağaçları ile kaplı Moni Adası’nda organize bir plaj tesisi var. Daha çok trendy gençleri çekmeye çalışan bu tesis akşama doğru DJ desteği ile biraz daha farklı bir hal alıyor…

 

Perdika Balıkçı Barınağı’nda setin üstünde genellikle deniz mahsülleri sunan 10′ a yakın taverna var.  Biz yerli halkın da yoğunlukla tercih ettiği Estiatorio Saronis’i ( Dimitri’nin yeri) denedik ve memnun kaldık.

 

Agia Marina

Agia Marina, adanın doğu sahilinde kalan bir yerleşim. Buraya Aegina’dan otomobil ile dağ yolunu kullanarak yaklaşık 20 dakikada ulaşmak mümkün. Burası sanki 80’li yıllardan kalmış bir turistik yer. Onlarca küçük ve orta ölçekli otel Agia Marina Koyu’nun etrafında kurulmuş, ve genellikle ucuz fiyatları ile yerli turist ve biraz da yabancilara hitap ediyor.

Agia Marina Koyu’nda plaj ince kumdan oluşuyor, ancak deniz oldukça sığ olduğundan yüzmek için sahilden yürüyerek bir hayli uzaklaşmak gerekiyor. Küçük çocukları olanlar burayı beğenebilir.

Vagia

Aegina’dan Agia Marina’ya giderken Mesagro’yu geçince sola ayrılınca Vagia köyüne varıyorsunuz. Burası yeşillikler içinde, yine bir çok yazlık evin de bulunduğu, deniz kıyısında sessiz bir köy. Eğer ki kalabalıktan uzaklaşayım, bir kaç gün kafamı dinlemek istiyorum, arada da denize girerim diyorsanız burası hoşunuza gidebilir.

 

Burada  1-2 küçük otelin yanısıra 8-10 tane de taverna misafirlere hizmet veriyor. Biz Vagia Otel’de kaldık ve çok da memnun kaldık. Otelimiz bir anne oğul tarafından işletiliyor, 10 kadar odası var, basit ama tertemiz. Özellikle terastaki kahvaltılar herkes gibi bizi de mest etti…..

 

Tavernalardan denedik-lerimiz arasında – ki ev sahibimiz Panaiotis’ in tavsiyesi üzerine gittik- Bakhos, biraz daha fazla ev yemeği tarzında hizmet veriyor, diğeri ise (Aiolos) deniz mahsulleri üzerine yoğunlaşmış. Ayrıca akşam Aiolos’un terasından Atina’ nın ışıklarına bakarak keyif yapmak da mümkün……
Vagia’ya uğrarsanız mutlaka görmeniz gereken bir yer de, köyün bir kaç km dışında Agia Marina yolunda bir tepenin üstünde kurulmuş olan Aphaia Tapınağı. Burası, Dor Nizamını çok güzel yansıtan, en iyi korunmuş eski yunan tapınaklarından birisi.